Miraç nedir?

Hz. Muhammed'in gökyüzüne yükseldiği gecedir. 26 - 27 Recep gecesine rastlayan Miraç gecesi, «kandil» olarak kutlanır. Kur'an-ı Kerim, Hz. Muhammed'in bir nur vasıtasıyla Mescid-el-Haram'dan, Mescid-el-Aksa'ya götürüldüğü yazılıdır. Hz. Peygamber oradan göğe yükselmiştir. Bu olayı anlatmak için birçok eserler yazılmıştır. Bunlara «Miraçname» denir.

"Geceleyin yolculuk yapmak" anlamındaki fiilin türevi olan ve "gece yolculuğu" anlamına gelen İsra, Muhammed Peygamber`in manevi olarak geceleyin Mekke`deki Mescid-i Haram`dan Kudüs`teki Mescid-i Aksa`ya götürülmesidir. Mirac ise 7. gök katına ulaşmak üzere yükselmesidir. Bu yükselmede gök katlarını Burak ile bir bir aşarken Musa Peygamber`i,İsa Peygamber`i,Musevilik ve Hıristiyanlık`ta kutsal sayılan kişileri görmüş ve onların bulunduğu gök katlarından daha yükseğe, yedinci gök katına,Sidretül Münteha`ya kadar yükselebilmiştir.

Kimilerine göre bu yükselme fiziksel, kimilerine göre manevi, kimilerine göre hem maddi hem manevi, kimilerine göre de ne tam anlamıyla maddi ne de tam anlamıyla manevidir. Muhammed Peygamber`in eşi Ayşe, Mirac sırasında Peygamber`in vücudunun yerinden kaybolmadığını bildirmiştir. Mirac olayının hicretten bir yıl ya da on yedi ay önce (miladi 621 yılı başlarında) recep ayının 27. gecesi gerçekleştiği sanılmaktadır.

Mirac yükselişinde Peygamber`in eriştiği son menzil Sidretül Münteha (Sidre-i Münteha, Necm suresi, 53/14,16) adıyla bilinir. Bu menzilden sonraki aleme geçebilmek yeryüzündeki varlıklar için mümkün değildir. Arş, kürsi, levh-i mahfuz gibi Sidretül münteha da pek bilinmeyen ya da hakkında fazla bilgi verilmemiş bir konuyu oluşturmaktadır. Tasavvuf ehline göre o alemde mahlukun bir vücudu, şekiller ve renkler yoktur. Bu yükselişte Peygamber`in eşi Ayşe`ye göre, Muhammed Peygamber,doğrudan doğruya Rabb`ini değil, Cebrail`i temaşa etmiştir.

Nitekim Kuran`da Allah`ı görmenin mümkün olmadığı belirtilmiştir.Kuran`da Necm suresinde Mirac`a ilişkin olarak şöyle denir (ayet:13-18): Andolsun ki, o, Cebrail`i bir başka inişte daha (asli suretiyle) görmüştü. Sidretü`l Münteha`nın yanında. Me`va cenneti onun (Sidre`nin) yanındadır. O zaman Sidre`yi kaplayan kaplamıştı. Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı. Andolsun, o, Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü.

Hz. Muhammed Peygamber Mirac sırasında namaz vakitlerinin beş vakit olarak düzenlenmesi gerektiğini öğrenmiş ve Miraçtan sonra bu buyruğu Müslümanlara bildirmiştir. (Namaz Mirac`da önce elli vakit olarak farz kılınmış, sonra beş vakte indirilmiştir). Muhammed Peygamber İsra ve Mirac olaylarından sonra Kudüs`e gitmiş, yaşadıklarının gerçek olup olmadığından kuşku duyanların soru yağmuruna tutulmuş, o anda kendisine vizyon tarzında Mescid-i Aksa gösterilmiş ve tüm sorulara doğru yanıt vermiştir. Bakara suresinin son ayetleri tebliğ edilmiştir ki bu ayetler, iman esaslarını ve dua cümlelerini içermektedir.

İnsanları müteaddit miraçların olduğuna sevk eden husus, ashab-ı kiram arasında Hz. Âişe ve Hz. Muaviye gibi bazı kimselerin, miraç hakkındaki farklı mütalaaları olmuştur. Burada, Allah Resulü’nün ruhuyla miraç yaptığı iddiasına gelince, bu, “Miracı rüyada yaptı.” demek değildir. Ruhuyla bir kısım veliler bile kendilerine göre ve kametlerine uygun miraçlar yapabilirler. Biz buna ruhi tecrübeler içinde ruhi degajman diyoruz. Bu, ruhun bedenden infisali, trans halinde ruhun pek çok yerde görülmesi ve pek çok meseleye müdahale edebilmesidir. Bugün medyumlukla iştigal edenler bu işi çok iyi bilirler.

Evet, burada ruhuyla miraç yaptı derken, kastedilen rüya değildir. Bazı kimseler, Efendimiz’in cismen değil ruhen miraç yaptığını söylemişlerdir. Buna delil olarak da bazı muteber hadis kitaplarında geçen bir hadise dayanmışlardır. Bu hadisin isnadında yer alan ravi Şerik İbn Abdullah İbn Ebi Nümeyr, tabiin seviyesinde, hafız olmayan ve Müslim tarafından “Hıfzında problem vardır.” denilerek cerhedilen bir zattır. Bir başka rivayette Miraç hadisesi anlatırken, “Hatim’de yatıyordum, geldiler melekler şöyle yaptılar, miraç yaptım, uyandığımda kendimi Hatim’de buldum.” ifadesi geçtiği için “Efendimiz Hatim’den hiç ayrılmadı.” demişlerdir.

Delil olarak gösterilen diğer rivayette ise Hz. Âişe, “Efendimiz’in cesedini hiç kaybetmedim.” demektedir. Bu hadisin doğru olması düşünülemez. Zira Efendimiz Mekke’de miraç yaptı; Hz. Âişe o zaman Efendimiz’in döşeğinde değildi ki “Cesedini kaybetmedim.” diyebilsin. Zira Hz. Âişe ile Efendimiz’in izdivacı Medine’de olmuştu. Evet, bazıları “Miraç, Hatim’de oldu.” demişler, bazıları ise Süleyman Çelebi’nin, “Ümmühani’nin evine döndü heman.” sözleriyle ifade ettiği gibi Allah Resulü’nün amcasının kızı Ümmühani’nin evinden seyahat yapıp oraya döndüğüne dair rivayeti esas almışlardır.

Bazıları buradan hareketle “Allah Resulü iki miraç yaşamıştır. Miracın biri Ümmühani’nin evinden başlamış, ikincisi ise Hatim’den başlamıştır. Miracın birisi ruhani, diğeri ise cismani olmuştur.” şeklinde bir kanaat izhar etmişlerdir. Ancak hadis kritikçilerine göre bu mesele doğru değildir. Efendimiz’in ruh infisaliyle kat-ı meratip ettiğine dair ve Allah ile kavi şekilde münasebetini ifade eden çok vak’alar vardır ve bunlar sayılamayacak kadar çoktur. Miraç meselesi bunlara bağlanamaz. Muteber ve makbul hadis kitapları Allah Resulü’nün cismi ve ruhuyla bir kere miraç yaptığını söylemişlerdir.

Sözlükte "miraç" ne demek?

1. Göğe çıkma.

Miraç kelimesinin ingilizcesi

n. ascension
Köken: Arapça

Son eklenenler

hbo
bki

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç